26 yaşındaki yaşam savunucusu Esra Işık, Muğla'nın Milas ilçesine bağlı İkizköy'de yaşıyor. 2019 yılından bu yana Akbelen Ormanı, zeytinlikler ve tarım arazilerini tehdit eden kömür madenciliği faaliyetlerine karşı yürütülen mücadelenin aktif katılımcıları arasında yer alıyor. 2026 yılında acele kamulaştırma kararına karşı düzenlenen barışçıl protestonun ardından gözaltına alındı, 42 gün tutuklu kaldı ve halen "kamu görevlisine görevini yaptırmamak için direnme" ile "kamu görevlisine hakaret" suçlamalarıyla yargılanıyor.
Esra Işık'ın ailesinin hikayesi, Muğla'da onlarca yıldır devam eden kömür madenciliği faaliyetlerinin yarattığı yerinden edilmelerle iç içe geçmiş durumda. Madencilik faaliyetleri nedeniyle Muğla'nın Milas ilçesindeki köylerini terk etmek zorunda kalan annesinin ailesi daha sonra İkizköy'e yerleşmek zorunda kaldı. Babasının ailesi ise yine madencilik nedeniyle nüfusu azalmış olan Işıkdere Mahallesi'nden taşındı. Bugün aile bu kez de İkizköy'deki evlerini ve tarım arazilerini kaybetme riski ile karşı karşıya. Bu nedenle Esra Işık'ın yürüttüğü ekoloji mücadelesi yalnızca doğanın korunmasına değil, kamulaştırma kararlarına karşı yaşam alanlarının ve mülkiyet hakkının savunulmasına dayanıyor.
Bugün ise aile, yıllar önce yerleştiği evini ve tarım arazilerini bir kez daha kaybetme riskiyle karşı karşıya. Esra Işık'ın ekoloji mücadelesi bu nedenle yalnızca doğanın korunmasına değil, aynı zamanda kamulaştırma kararlarına karşı yaşam alanlarının ve mülkiyet hakkının savunulmasına dayanıyor.
Akbelen mücadelesinin içinde büyüdü
2019 yılından itibaren İkizköy sakinleri, Akbelen Ormanı'nın kömür madenciliği için kesilmesine karşı hukuki ve toplumsal mücadele yürütüyor. Bölge halkı, zeytinliklerin, tarım arazilerinin ve ormanların madencilik faaliyetlerine açılmasına karşı dava açarken, aynı zamanda barışçıl protestolar düzenliyor.
Esra Işık da bu sürecin aktif katılımcılarından biri oldu. İkizköy'deki ekoloji mücadelesi boyunca gerçekleştirilen basın açıklamalarına, nöbetlere, dava süreçlerine katıldı. Mücadelesi, temiz ve sağlıklı bir çevrede yaşama hakkının yanı sıra köylülerin yaşam alanlarının ve geçim kaynaklarının korunmasına yönelik talepleri de kapsıyor.
Acele kamulaştırmaya karşı protesto
10 Ocak 2026 tarihinde yayımlanan Cumhurbaşkanı Kararı ile Akbelen Ormanı çevresindeki altı mahallede bulunan 679 parsel hakkında acele kamulaştırma kararı verildi. Kamulaştırılan parseller arasında Esra Işık'ın ailesine ait ev ve tarım arazileri de bulunuyordu.
Karara karşı Danıştay'da iptal davası açıldı. Ancak dava süreci devam ederken, 30 Mart 2026 tarihinde Milas 2. Asliye Hukuk Mahkemesi tarafından kamulaştırmaya konu taşınmazlarda değer tespiti amacıyla keşif işlemleri başlatıldı.
Köylüler ve avukatları keşif tarihinden haberdar edilmedi. Resmi mesai saatinin sona ermesinden sonra işaretsiz sivil araçlarla bölgeye gelen heyetin kimliği ilk anda anlaşılamadı. Bölgede daha önce şirket görevlilerinin benzer araçlarla arazilere geldiğini belirten köylüler, gelen kişilerin şirket temsilcileri olduğunu düşündü.
Esra Işık da diğer köylülerle birlikte kamulaştırmaya itiraz etti. Olaya ilişkin görüntülerde, Işık’ın kamulaştırmaya karşı çıkarak zeytinliklerin ve yaşam alanlarının yalnızca ekonomik değer üzerinden değerlendirilmesine tepki gösterdiği görülüyor.. Işık, daha sonra verdiği ifadelerde, karşısındaki kişilerin mahkeme heyeti olduğunu bilmediğini, herhangi bir kamu görevlisini tehdit etmediğini veya hakaret etmediğini belirtti.
Gözaltı ve tutuklama
Esra Işık, 30 Mart 2026 gecesi evinden gözaltına alındı. Ertesi gün Milas Sulh Ceza Hâkimliği tarafından Türk Ceza Kanunu'nun 265. maddesi uyarınca "kamu görevlisine görevini yaptırmamak için direnme", ayrıca 125. maddesi kapsamında "kamu görevlisine hakaret" suçlamalarıyla tutuklandı.
Tutuklama kararında, bölgede yapılacak diğer keşifleri etkileyebileceği ve bilirkişiler üzerinde baskı kurabileceği gerekçelerine yer verildi.
Tutuklanmasının ardından önce Muğla E Tipi Kapalı Ceza İnfaz Kurumu'na, kısa süre sonra ise ailesinin yaşadığı İkizköy'e yaklaşık 300 kilometre uzaklıkta olan İzmir Şakran Kadın Kapalı Ceza İnfaz Kurumu'na sevk edildi.
Devam eden yargılama
Esra Işık yaklaşık 42 gün tutuklu kaldı. Danıştay'ın acele kamulaştırma kararına ilişkin yürütmenin durdurulmasına karar vermesinin ardından 11 Mayıs 2026 tarihinde tahliye edildi.
Hakkında açılan ceza davası ise devam ediyor. 22 Haziran 2026 tarihinde görülen üçüncü duruşmada savcı Esra Işık’ın cezalandırılması yönünde talepte bulundu. Bir sonraki duruşma 6 Temmuz 2026 tarihinde görülecek.
Esra Işık, yargılama boyunca kendisine yöneltilen suçlamaları reddediyor; olay sırasında mahkeme heyetini şirket görevlileri sandığını, kamu görevlilerine yönelik herhangi bir tehdit veya hakarette bulunmadığını ve yalnızca kamulaştırmaya karşı barışçıl itiraz hakkını kullandığını ifade ediyor.
Esra Işık için 93 sivil toplum örgütünden ortak çağrı
Esra Işık'ın tutuklanması, yerel ve uluslararası insan hakları kuruluşlarının da gündemine taşındı.
Uluslararası Af Örgütü, Esra Işık hakkında Acil Eylem çağrısı yayımlayarak, yalnızca çevre ve insan haklarını savunduğu için yargılanmasının kabul edilemez olduğunu belirtti. Örgüt, Esra Işık'a yöneltilen suçlamaların düşürülmesi ve çevresel insan hakları savunucularının korunması çağrısında bulundu.
Mekanda Adalet Derneği, Esra Işık'ın tutuklanmasına ilişkin ayrıntılı başvuruyu insan hakları ve çevre sivil toplum örgütlerinin katılımıyla Birleşmiş Milletler Özel Raportörlerine sundu. Başvuruda, Esra Işık'ın gözaltına alınması ve tutuklanmasının Akbelen'de uzun yıllardır süren çevre mücadelesiyle doğrudan bağlantılı olduğu, barışçıl hak savunuculuğunun kriminalize edildiği ve bu uygulamanın çevre savunucuları üzerinde caydırıcı etki yarattığı vurgulandı
Birleşmiş Milletler Özel Raportörleri çağrılara karşılık verdi
Esra Işık’ın yargısal tacizlere maruz kalması üzerine yapılan acil çağrıları dikkate alan Birleşmiş Milletler Özel Raportörleri* Türkiye’den, Esra Işık’ın gözaltına alınması, tutuklanması ve yargılanmasına ilişkin hukuki gerekçelerini ve Akbelen Ormanı’ndaki projeler için ÇED ve halkın katılım süreçlerinin nasıl yürütüldüğünü, çevre ve insan hakları savunucularının çalışmalarını baskı ve yargısal taciz ve yıldırma olmaksızın sürdürebilmeleri için alınan önlemler, hakkında açıklama yapılmasını talep etti**. Bu talebe 60 gün içinde cevap verilmemesi nedeniyle BM Özel Raportörleri bu bildiriyi kamuoyu ile paylaştı.
Esra Işık'ın yargılanması, yalnızca bireysel bir ceza davası olmanın ötesinde, yaşam savunucularının korunması bakımından önem taşıyor.
Dava; ifade özgürlüğü, barışçıl toplanma hakkı, kişi özgürlüğü ve güvenliği, adil yargılanma hakkı ile ekoloji hakkını savunan kişilerin cezai yaptırımlarla karşı karşıya bırakılması bakımından dikkat çekici örneklerden biri olarak değerlendiriliyor.
Aynı zamanda dava, Akbelen Ormanı çevresinde yıllardır devam eden madencilik faaliyetleri, acele kamulaştırmalar ve yaşam alanlarının korunmasına ilişkin hukuki mücadelenin de bir parçasını oluşturuyor.
*Elisa Morgera (İklim Değişikliği Bağlamında İnsan Haklarının Geliştirilmesi ve Korunmasından Sorumlu Özel Raportör) ve Surya Deva (Kalkınma Hakkı Özel Raportörü), Astrid Puentas Riano (Temiz, Sağlıklı ve Sürdürülebilir Bir Çevre Hakkına İlişkin Özel Raportör), Irene Khan (Düşünce ve İfade Özgürlüğü Hakkının Teşviki ve Korunması Özel Raportörü), Gina Romero (Barışçıl Toplanma ve Dernek Kurma Hakkı Özel Raportörü) , Mary Lawlor (İnsan Hakları Savunucularının Durumuna İlişkin Özel Raportör), Carlos Arturo Duarte Torres (Köylülerin ve Kırsal Alanlarda Çalışan Diğer Kişilerin Hakları Çalışma Grubu Başkanı) Marcos A. Orellana (Tehlikeli Maddelerin ve Atıkların Çevreye Duyarlı Bir Şekilde Yönetilmesi ve Bertaraf Edilmesinin İnsan Hakları Üzerindeki Etkileri Konusunda Özel Raportör)
** Aynı bildirimde Halime Şaman’ın emekli aylığının kesilmesi ve Marmaris Milli Parkı’nda yürütülen projelerin süreçlerine dair sorular ve bilgiler de yer alıyor.