Görsel
15/04/2022 - 03:00

GAZETE DUVAR

İzmir Alsancak'ta 3 Şubat 2021 günü Boğaziçi Üniversitesi öğrencilerinin direnişine destek olmak amacıyla bir çok kurumun katılımıyla basın açıklaması düzenlenmiş, polis müdahalesi sonucu aralarında avukat ve insan hakları savunucularının da bulunduğu 51 kişi darp edilerek gözaltına alınmıştı. Gözaltına alınan 6 kişi hakkında 'görevi yaptırmamak için direnme', 'kanuna aykırı toplantı ve yürüyüşlere silahsız katılarak ihtara rağmen kendiliğinden dağılmama' ve 'kamu görevlisine yönelik olarak hakaret' iddiasıyla açılan davanın ilk duruşması bugün İzmir Adliyesi 49’uncu Asliye Ceza Mahkemesi'nde başladı.

İNSAN HAKLARI SAVUNUCULARI ADLİYEDE

Dava öncesi adliye önünde bir araya gelen insan hakları savunucuları, hukukçular ve sivil toplum kuruluşları davaya ilişkin basın açıklaması düzenledi. Kurum temsilcilerinin yanı sıra HDP Milletvekili Serpil Kemalbay’ın da katıldığı açıklamada, 'Hak savunucuları yargılanamaz' yazılı pankart taşınarak, sık sık 'Baskılar bizi yıldıramaz' sloganı atıldı. Grup adına açıklama yapan Günseli Suna Kaya, bugün altı insan hakları savunucusu, Aytül Uçar, Erdoğan Akdoğdu, Emine Akbaba, İrem Çelikbaş, İsmail Temel, Mehmet Kasar'ın Boğaziçi Üniversitesi öğrenci ve öğretim üyeleri ile dayanışma gösterdikleri için yargılandığını söyledi.  Kayyum rektör ataması üzerine Boğaziçi Üniversitesi’nin tüm bileşenlerinin itirazlarını 4 Ocak 2021 tarihinden itibaren farklı barışçıl toplantı ve etkinlikler ile ifade etmeye çalıştığını ancak bu etkinliklere ilk andan itibaren  kolluk güçleri tarafından şiddet kullanılarak müdahale edildiğini hatırlatan Kaya, söz konusu süreçte bir çok hak ihlali yaşandığını belirtti.

'KOLLUK GÜÇLERİ HAK SAVUNUCULARINA İŞKENCE UYGULADILAR'

Bugün yargılanan hak savunucularının, özellikle de uzun yıllardır Türkiye İnsan Hakları Vakfı’nda (TİHV) işkence görenlerin tedavi ve rehabilitasyonuna yönelik çalışmalarda aktif sorumluluklar üstlenen Aytül Uçar ile Çağdaş Hukukçular Derneği (ÇHD) üyesi Avukat Erdoğan Akdoğdu'nun, o gün o alanda kolluk güçlerinin bu şiddetine itiraz ettiğini dile getiren Kaya, şöyle devam etti;

“Hak savunucularının tanıklığından ve uyarılarından rahatsız olan kolluk güçleri, davranışlarını değiştirip başvurdukları işkence ve diğer kötü muamele uygulamalarından vazgeçeceklerine, hak savunucularını hukuka aykırı bir şekilde gözaltına almışlar ve hatta onlara bizzat işkence uygulamışlardır. Daha sonra da gerçeğe aykırı tutanaklar ve raporlar hazırlayarak 'görevi yaptırmamak için direnme, kanuna aykırı toplantı ve yürüyüşlere silahsız katılarak ihtara rağmen kendiliğinden dağılmama ve kamu görevlisine yönelik olarak hakaret' iddiasıyla haklarında dava açılmasını sağlamışlardır.”

'İHLALLERİ ÖRTBAS ETMEK İÇİN DAVA AÇMA TEKNİĞİ'

Bu durumun, Türkiye’de kolluk güçlerinin adeta rutin hale gelmiş ihlallerini örtbas etmek, cezasızlığı meşrulaştırmak ve teşvik etmek üzere çok sık başvurulan bir idare tekniği olduğunu söyleyen Kaya, uzun yıllardır pek çok olayda işkence görenler hakkında derhal 'memura hakaret etmek, mukavemet etmek, bu sırada yaralamak, kamu malına zarar vermek' gibi gerekçelerle davalar açıldığına dikkat çekti. Hak savunucularının hakkında derhal beraat kararı verilmesi gerektiğini vurgulayan Kaya, son olarak şunları söyledi;

“Türkiye’nin, Birleşmiş Milletler (BM) İnsan Hakları Savunucuları Bildirgesi’nin tüm hükümlerine ve taraf olduğu uluslararası belgelere uygun bir şekilde insan hakları savunucularını korumakla yükümlü olduğunu bir kez daha hatırlatmak isteriz. Sonuç olarak bugün görülecek bu dava derhal beraat kararı verilerek sonuçlandırılmalı, buna karşın başta işkence yasağı olmak üzere temel hak ve özgürlükleri ihlal eden kolluk güçleri hakkında etkin ve şeffaf bir şekilde soruşturma başlatılarak cezasızlığa son verilmelidir.”