Son güncelleme: 17.08.2022

Can Candan, hak ihlallerini görünür kılmak için sinemanın gücünü kullanan bir belgeselci ve akademisyen. Barış İçin Akademisyenler bildirisi imzacılarından biri olarak yargılandı. Hem yargılandı hem de süreci kamerasıyla kayıt altına aldı. Boğaziçi Üniversitesi’ne Cumhurbaşkanı tarafından rektör atanan Melih Bulu’nun görevden alınması sonrası vekaleten (daha sonra aslen) rektörlük görevine gelen Naci İnci’nin ilk icraatı Candan’ın işine son vermek oldu. Üniversite kampüsüne girmesi de engellendi. 

Can Candan, 26 senelik bir akademisyen. Lisans eğitimini ABD  Hampshire College’da tamamladı. Fotoğraf ve sinemayla ilgilenmeye bu sırada başladı. İlk filminin adı  “Wen”di. Genç bir kadının atlarla olan çok özel ilişkisi üzerine sessiz kısa bir portreydi. Aynı yıl, yani 1989’da, “Boycott Coke” isimli aktivist bir belgesel film yaptı. İlk ödülünü Bulgaristan’dan Türkiye’ye göçe tanıklık eden “Exodus/Göç” (1991) isimli belgesel ile aldı. 

Mezuniyet sonrası öğrenimine yine ABD’de Temple Üniversitesi’nde devam etti. Sanatta yeterlik tez filmi, Berlin Duvarı’nın yıkılmasından sonra Almanya’da Türkiyelilere yönelik artan ırkçılıkla ilgili olan üç dilli belgesel “Duvarlar”dı. 

Candan Türkiye’ye dönerek Bilgi Üniversitesi’nde ders vermeye başladı. Daha sonra bölüm başkanı oldu. 2005’te Sabancı Üniversitesi’ne, 2007’de tam zamanlı öğretim görevlisi olarak Boğaziçi Üniversitesi’ne geçti. Boğaziçi’nde 14 sene boyunca aralıksız olarak Batı Dilleri ve Edebiyatları Bölümü bünyesindeki Film Çalışmaları Sertifika Programı’nda belgesel sinema kuramları, tarihi, deneysel sinema, Türkiye’de belgesel sinema, film üretimi, film çalışmaları araştırma projeleri gibi konularda dersler verdi. 

2007’de “docİstanbul – Belgesel Araştırmaları Merkezi’nin kuruluşunda yer aldı. 

2011-2012 arasında İMC Televizyonu’nda Belgesel Sinema Kuşağı ile Belgesel Sohbetleri Programı’nı hazırladı ve sundu. 

Üçüncü uzun metraj belgesel filmi “Benim Çocuğum“u 2013 yılında bitirdi ve galası Boğaziçi’nde yapıldı. Çocukları lezbiyen, gey, biseksüel, trans olan bir grup anne ve babanın, çocuklarını oldukları gibi kabul etmeyi nasıl öğrendiklerine, nasıl hak savunucuları olduklarına tanıklık eden “Benim Çocuğum” büyük ses getirdi. 3. Filmamed Belgesel Film Festivali “Jüri Özel Ödülü” ve 15. Uluslararası Selanik LGBTQ Film Festivali, “En İyi Film” ödüllerini aldı. 

Boğaziçi Üniversitesi’nde cinsel tacizi önleme çalışmalarına dahil oldu. Kadın Araştırmaları Kulübü (BÜKAK) ile ve o zamanki seçilmiş rektör Gülay Barbarosoğlu’nun desteğiyle 2012’de Boğaziçi Üniversitesi Cinsel Tacizi Önleme Komisyonu’nun (CİTÖK) kuruluşunda yer aldı. 

Rektör yardımcılığı görevindeyken Cumhurbaşkanı tarafından Barbarasoğlu’nun yerine rektör atanan Mehmed Özkan döneminde de resmi olarak Boğaziçi Üniversitesi LGBTİ+ Araştırmaları Kulübü (BÜLGBTİ+) akademik danışmanlığı görevini üstlendi.

11 Ocak 2016’da kamuoyu ile paylaşılan Barış İçin Akademisyenler bildirisinin imzacılarından biriydi. Hakkında, 3713 sayılı TMK’nın 7/2 maddesine dayanarak “terör örgütü propagandası” suçlamasıyla dava açıldı. 18 Eylül 2018’de, Çağlayan’daki İstanbul Adliyesi’nde 35. Ağır Ceza Mahkemesi’nde hakim karşısına çıktı. Savunmasında, “Hakları ve özgürlükleri Türkiye Cumhuriyeti’nin anayasası ve Türkiye Cumhuriyeti’nin imzaladığı uluslararası anlaşmalarla korunmakta olan bir vatandaş olarak bu suçlamaları kabul edebilmem mümkün değildir” dedi.

Can Candan’ın Boğaziçi Üniversitesi’ndeki görevinden alınmasıyla sonuçlanan süreç, Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın, Melih Bulu’yu rektörlük görevine atamasıyla başladı. Erdoğan’ın 2 Ocak 2021’de, 31352 Sayılı Resmi Gazete’de çıkan kararname ile yaptığı atamaya Boğaziçi Üniversitesi akademisyenleri, öğrencileri ve mezunları tepki gösterdi. Boğaziçi Direnişi ve akademisyenlerin Boğaziçi Nöbeti böyle başladı. Can Candan hem nöbete katılıyor hem görüntülüyor hem de basına süreçle ilgili açıklamalar yapıyordu. 

Melih Bulu 15 Temmuz 2021’de görevden alındı ve yerine vekaleten Naci İnci atandı. İnci, 16 Temmuz’da, Can Candan’ın üniversitedeki görevine son verdi. Candan, aynı gün, İnci’den gelen yazıyı sosyal medya hesabında paylaştı. 

Öğrencileri ve akademisyenler, derhal Can Candan’a destek açıklamaları yaptı. ABD, Kanada, Meksika, Birleşik Krallık, Almanya, Avusturya, Portekiz, İsviçre ve İsveç gibi 19 farklı ülkeden üç yüze yakın belgesel sinemacı ve akademisyen uluslararası bir kampanya başlattı.

Candan da 13 Ağustos’ta, İstanbul 2. İdare Mahkemesi’nde bir işe iade davası açtı ayrıca hukuka aykırı göreve son verme işleminin yürütmesinin durdurulmasını talep etti. Mahkeme, yürütmenin durdurulması talebini reddedince, 11 Ekim 2021’de, bir üst mahkeme olan Bölge İdare Mahkemesi’ne başvurdu.

Aynı gün öğrencilerine bahçede ders vermek üzere kampüsün Aşiyan Kapısına gittiğinde rektörlük talimatıyla içeri alınmadı. Candan, bu süreci de kamerası ile kayıt altına aldı. 

İtirazı değerlendiren Bölge İdare Mahkemesi, 16 Kasım 2021’de alt mahkemenin kararı eksik belgelerle verdiğini tescil edip ret kararını kaldırdı. İstanbul 2. İdare Mahkemesi, nihayet 7 Aralık 2021’de, Boğaziçi Üniversitesi rektörlüğünden eksik belgeleri talep etti. 

Soruşturma başlatmak zorunda kalan Boğaziçi Üniversitesi Rektörlüğü, Can Candan’ı ilk defa 29 Aralık’ta “soruşturmaya davet” etti. Soruşturma nedeni, 1 Haziran 2021 tarihinde sosyal medya hesabında TİP Genel Başkanı Erkan Baş’ın sözlerini alıntılamasıydı. 

Mülkiyeliler Birliği, 2021 Mülkiye Büyük Ödülü’nü ‘Boğaziçi Demokratik Direniş Bileşenleri‘ adına Can Candan’a verdi.

20 Ocak 2022‘de İstanbul 2. İdare Mahkemesi bir kez daha yürütmenin durdurulması talebini reddetti. Candan da 2 Şubat 2022‘de bir kez daha Bölge İdare Mahkemesi’ne itirazda bulundu. Candan’ın başvurusunu değerlendiren Yedinci İdare Dava Mahkemesi, 16 Şubat 2022 günü oy çokluğu ile yürütmenin durdurulmasına karar verdi.

Candan, 25 Mart 2022‘de, Boğaziçi Nöbeti’nin 305. gününde üniversiteye geri döndü. Meslektaşları ve öğrencileri tarafından davul zurnayla karşılandı. 16 Temmuz 2021 tarihinden itibaren geçerli olmak üzere görevine yeniden atandı. Atama yazısı rektör Naci İnci imzalıydı.

16 Temmuz 2021 tarihli göreve son verilme işlemine dair açılan davada, mahkeme 31 Mayıs 2022 tarihli kararı ile yapılan işlemi hukuksuz bularak iptal etti. Can Candan'ın yoksun kaldığı özlük ve parasal haklarının faiziyle birlikte ödenmesine karar verdi.

Ancak rektör Naci İnci, mahkeme kararına rağmen Candan’ın okulla ilişiğini kesti. Can Candan 9 Ağustos 2022'de sosyal medya üzerinden bilgilendirme yaparak "Bugün bana tebliğ edilen 9.08.2022 tarihli yazıdan: “…rektörlük makamı olur yazısı ile 16.07.2022 tarihinden itibaren görev sürenizin uzatılmamasına karar verilmiştir” dedi. 

Can Candan, ikinci defa işten çıkarılmasını ve işten çıkarmaya gerekçe olarak gösterilen disiplin cezasını açtığı iki yeni dava ile yargıya taşıdı. Candan, hakkında açılan disiplin soruşturması sonucu verilen cezanın iptali ile göreve son verme işleminin yürütmesinin durdurulmasını ve iptalini talep ediyor.

Can Candan, 16 Ağustos 2022'de 397. nöbete katılmak üzere, yanında Sosyoloji Bölümü Öğretim Üyesi Ayfer Bartu ile kampüse gitti ancak güvenlik tarafından içeri alınmadı. Oysa üniversitenin Güvenlik Görevlileri Yönergesi'nin 13. maddesi, "Boğaziçi Üniversitesi akademik veya idari personeli refakatinde gelenler içeri alınır’” diyor. Candan olayla ilgili tutanak tutturdu.