Son güncelleme: 28.09.2022

Muğla İkizköy halkı, Yeniköy-Kemerköy termik santrallerine yakıt sağlayan linyit madeni sahasının genişletilmesi için yok edilmek istenen Akbelen Ormanı’nı, Ekim 2019’dan bu yana savunuyor. Bu süre boyunca şirket tarafından suları kesildi, madende çalışan köylüler işsizlik baskısı gördü, nöbet alanlarına jandarma tarafından müdahale edildi.

Milas-Ören karayolu üzerinde bulunan İkizköy, Işıkdere, Karadam, Ova ve Akbelen mevkilerinden oluşuyor. Tarım ve hayvancılıkla uğraşan halkı, orta yaş ve üzerinde. Gençler iş olanakları nedeniyle şehre göçmüş veya üniversitede okuyor. Erkeklerin büyük bölümü köy dışında, madende, Işıkdere’deki arkeolojik kazıda çalışıyor. Köyü ayakta tutan, Akbelen direnişine önderlik eden ise kadınlar.

İkizköy’ün Akbelen Ormanı direnişi Ekim 2019’da başladı. Madeni ve linyit sağladığı termik santralleri işleten şirket, o tarihte köylüye topraklarını şirkete satmaları yönünde ihbarname gönderdi. Akbelen Nöbeti’nin başlaması ile İkizköy Çevre Komitesi’nin kurulması da aynı dönemde oldu. İkizköy Çevre Komitesi’nde yaşam savunucusu gönüllüler ve köyden isimler var. Mücadeleye destek vermek isteyen herkese kapıları açık. Çekirdek grup yaklaşık 15 kişi. Karar almayı kolaylaştıran bir mekanizma olan komite, Muğla Çevre Platformu Milas Meclisi üyesi.

Karadam'ın komşusu Işıkdere, 2017-2018’de aynı maden için istimlak edilmişti. Burada yaklaşık 40-50 hane yerinden edildi. Büyük bölümü toprağını, tarımı bırakıp Milas ilçe merkezine yerleşti. Bir bölümü ise yakındaki Ova mevkiine yerleşip düzen kurdu.

Işıkdere’deki kaybı, mülksüzleştirmeyi gören Karadamlılar, sıra kendilerine geldiğinde dur demeye karar verdiler. Verimli topraklarını, çiftçiliği, yetiştiriciliği bırakmayacaklardı. Zeytin ağaçlarıyla yemyeşil Işıkdere, kapkara bir maden alanına dönüşmüştü. Buradaki maden faaliyetleri nedeniyle komşu mahallelerdeki zeytin verimi de düşmüş, ağaç ve hayvan ölümleri başlamıştı.

Köylü doğayı, zeytinlikleri, ormanı korumak için mücadele etmeye karar verdi ancak nereden başlayacaklarını, kime gideceklerini bilmiyorlardı. Daha evvel böyle bir tecrübeleri olmamıştı. Köyün aydınlarından, Milli Eğitim Müdürlüğü’nden emekli Mehmet Oğultürk, itiraz hakları olduğunu anlattı. Şirketin istediği bilgilendirme toplantısı onun önderliğinde köylünün topraklarını satmama kararı aldığı toplantıya dönüştü. Oğultürk onları Muğla Çevre Platformu ile tanıştırdı.

2019 ve 2020 dönemi idari başvurularla geçti. Avukatlarla tanıştılar, Muğla Büyükşehir Belediyesi’ne, TBMM’ye gittiler. İlgili tüm bakanlıklara kamulaştırmayı istemediklerine dair dilekçeler yazdılar. Mecliste Muğla vekilleri dahil AKP’li hiçbir yetkiliyle görüşemediler. Görüşmeleri muhalefet partilerinin temsilcileriyle sınırlı kaldı.

Ankara’dan dönüşte maden şirketi köylüyü cezalandırmak için 10 gün boyunca köyün suyunu kesti. Patlatılan dinamitler nedeniyle evlerin duvarları çatladı.

Direniş, madende çalışan erkekler üzerinde baskı kurulmasına da neden oldu. İşten çıkarmakla tehdit edilmeye başladılar. İşçilerin kendisi ve/veya ailesinden biri nöbet yerine giderse işten atılmakla tehdit ediliyordu.

23 Nisan 2021’de sokağa çıkma yasağı sonrası tıpkı Rize'nin İkizdere ilçesinde olduğu gibi işçiler kesim için Akbelen Ormanı’na gitti. Durumu fark eden İkizköylüler, kesime engel oldu.

Karadam Karacahisar Mahalleleri Doğayı Doğal Hayatı Koruma Güzelleştirme ve Dayanışma Derneği (KARDOK) bilgi edinme kapsamında bir başvuru yaptı ve bu sayede 740 dönümlük Akbelen Ormanı’nda Tarım ve Orman Bakanlığı onayıyla linyit madeni işletmesi açılması izni verildiği öğrenildi. 4 Mayıs 2021’de KARDOK aracılığıyla bölge sakinleri, Orman Genel Müdürlüğü'ne karşı Muğla 1. İdare Mahkemesi’ne yürütmeyi durdurma davası açtı.

Akbelen direnişini Türkiye gündemine taşıyan, köyden ve direnişin önderlerinden Nejla Işık’ın gözyaşları içinde feryat ettiği ve herkesi yardıma çağırdığı kısa videonun sosyal medyada yayılması oldu. İkizköylüler, Milas Orman Genel Müdürlüğü’nün 15 Temmuz’da Akbelen Ormanı’nda kesim yapacağı iddiası üzerine suç duyurusunda bulunmuşlardı. 17 Temmuz sabahı kesim başladı. Işık’ın videosunu izleyen çevre örgütleri ve bireyler desteğe koştu. O gün alana kurulan çadırlarda başlayan nöbet hala 7/24 sürüyor. İkişerli gruplar halinde sırayla nöbet tutuyorlar. Akşamları ise herkes işini bitirdikten sonra nöbet alanına gidiyor.

Temmuz 2021’in son günlerinde Ege ve Akdeniz bölgelerinde orman yangınları başladı. 8 Ağustos 2021’de Akbelen Ormanı’ndaki ağaçlar, Denizli’den orman yangınlarını söndürmek için gönüllü gelen ve Milas Orman İşletme Müdürlüğü tarafından görevlendirilen işçilere kestirilmek istendi. Yangın gerekçe gösterilerek 105 ağaç kesildi. Kesimi yapanların kullandığı elektrikli testerelerin maden şirketi logolu olduğu görüldü. Köylüler ağaç kesimini durdurmayı başardı.

İki gün sonra, 10 Ağustos 2021’de nöbet alanına giden yaklaşık 250 jandarma, direniş alanının boşatılmasını istedi. Oysa bulundukları yer sahipli ve izin alınmış bir alandı. Köylülerin alanı terk etmemesi üzerine güç kullanan jandarma köylüleri sürükleyerek alanın dışına çıkardı. Köylülere destek için bölgeye giden avukatlar da darp edildi.

12 Ağustos 2021’de Muğla 3. İdare Mahkemesi’nde açılan Entegre Tesis ÇED Muafiyeti iptal davası ile Muğla 1. İdare Mahkemesi’nde açılan orman kesimi iptal davasında, her iki mahkeme de yürütmenin durdurulmasına karar verdi. Karar uyarınca 7 Eylül 2021'de, bölgede yeniden keşif ve bilirkişi incelemesi yapıldı.

Bilirkişi heyeti incelemesi hakimin davacı avukatlar dışında keşfe kimseyi almak istememesi nedeniyle gergin başladı. Hâkim Murat Yüksel, keşif sırasında davanın avukatları Arif Ali Cangı ve İsmail Hakkı Atal’a ‘ruh hastası’, çevre gönüllüsü Çevre Mühendisi Deniz Gümüşel’e ‘geri zekalı’ dedi. Olay üzerine davacı İkizköy avukatları Arif Ali Cangı ve İsmail Hakkı Atal ile Adana Barosu’ndan Şiar Rişvanoğlu reddi hakim başvurusu yaptı.

Hâkim Yüksel'in ayrıca, taraflı tutumu nedeniyle hâkimlik mesleğinden el çektirilmesi için, avukat Atal tarafından Hâkimler ve Savcılar Kuruluna şikayet dilekçesi verildi.

1 Mart 2022'de Resmi Gazete'de yayımlanan yeni bir yönetmelikle Türkiye'de zeytinliklerin maden projelerine açılması mümkün hale geldi. 31 Mart 2022 sabahı, Limak ve İçtaş'a ait iş makineleri, İkizköy'de zeytin ağaçlarını sökmeye başladı. Köylüler iş makinelerini durdurmak için olay yerine koşarken, İkizköy Çevre Komitesi, zeytinliklerin korunması için destek çağrısı yaptı. Şirketin özel güvenlik görevlileri sökümü durdurmak isteyen İkizköylüleri darp etti. İkizköy Çevre Komitesi ile köylüler 21 Nisan 2022'de olayla ilgili “Özel güvenliği darp etme ve çalışma hürriyetini engelleme” suçlamasıyla ifadeye çağrıldı.

10 Ağustos 2022'yi 11 Ağustos 2022'ye bağlayan gece yarısı nöbet alanına jandarma baskın yaptı ve nöbet tutan 11 kişi, 250 kişilik jandarma ekibi tarafından darp edilerek özel mülk olan alandan zorla çıkarıldı. Darp edilen köylülere karşı ‘jandarmaya direnmek’ suçundan dava açıldı. Davanın ikinci duruşmasında hazır bulunmalarına rağmen davalıların tanıkları dinlenmedi. Savunma avukatlarının, jandarmaya gece yarısı baskını emrini kimin verdiğinin araştırılması, sanıkların jandarmanın orantısız güç kullanımı sonucu yaralanmalarını tespit eden Adli Tıp raporlarının dosyaya getirilmesi talepleri başta olmak üzere de bütün talepleri reddedildi. Savcının, ceza talep eden mütalaasını kabul etmeyen avukatlar, esas hakkındaki savunmalarını yazılı olarak sunmak için süre talebinde bulundu ve ayrıca bir sonraki celse için adil yargılamaya uygun duruşma ortamının sağlanmasını istedi.

Davanın üçüncü duruşması 27 Eylül 2022'deydi. Önceki duruşmada İkizköylülerin avukatları reddi hakim talebinde bulunmuştu, Bodrum Ağır Ceza Mahkemesi’ne değerlendirmek üzere gönderilen savunmada değerlendirme yapılmadığı için duruşma  21 Kasım 2022'ye ertelendi.

Göğüs hastalıkları uzmanı hekimlerin oluşturduğu Türk Toraks Derneği, 2021 yılı kongresinde, Çevre ve İklim Sorunları Savunuculuk Ödülü‘nü Validebağ Korusu mücadelesi ile Akbelen Ormanı‘nı kömür madenlerine karşı savunan  İkizköy Çevre Komitesi‘ne verdi.

Muğla’da bugüne kadar sekiz köy kömür madenleri nedeniyle yok edildi, halkı göç ettirildi. Yaklaşık 55 bin dönüm alan maden alanı oldu, bunun yaklaşık 30 bin dönümü orman arazisiydi. Kalanı ise nitelikli tarım arazisi ve zeytinlikti.