Dr. Ayşe Uğurlu, Ankara Kadın Platformu adına okuduğu bir basın açıklaması nedeniyle hakkında “cumhurbaşkanına hakaret” suçlamasıyla dava açılan, Sağlık Bakanlığı tarafından yürütülen disiplin soruşturması sonucunda kamu görevinden çıkarılan bir hekim ve adli tıp uzmanı. Kadın hakları ve insan hakları alanında uzun yıllardır çalışan Uğurlu, ceza davasında beraat etmesine rağmen kamu görevinden çıkarılmasına ilişkin disiplin cezasıyla karşı karşıya kaldı.
Dr. Ayşe Uğurlu, 35 yıl boyunca kamuda hekim ve adli tıp uzmanı olarak görev yaptı. Ermenek Devlet Hastanesi, Tarsus Devlet Hastanesi, Şanlıurfa Devlet Hastanesi gibi çeşitli illerde hekimlik yaptı. 1995 yılında Ankara Üniversitesi Tıp Fakültesi Adli Tıp Anabilim Dalı’nda uzmanlık eğitimini almasının ardından, 1998’den bu yana Ankara Eğitim Araştırma Hastanesi’nde adli tıp uzmanı olarak çalışıyordu. Mesleki çalışmalarının yanı sıra hekimlik meslek örgütlerinde aktif rol üstlendi, özellikle kadın hakları ve insan hakları alanındaki çalışmalarda yer aldı. 2010 yılından beri Ankara Tabip Odası (ATO) bünyesinde Yönetim Kurulu üyeliği dahil olmak üzere seçili kurullarda görevler üstlendi, geçmiş dönem Türk Tabipleri Birliği (TTB) Kadın Hekimlik ve Kadın Sağlığı Kolu Yürütme Kurulu üyeliği yaptı. TTB İnsan Hakları Kolu Yürütme Kurulu, ATO İnsan Hakları ile Kadın Hekimlik ve Kadın Sağlığı komisyonları, Adli Tıp Uzmanları Derneği Yönetim Kurulu, Sağlık ve Sosyal Hizmet Emekçileri Sendikası üyesidir.
Bir basın açıklaması nedeniyle disiplin soruşturması
Ankara Kadın Platformu, 24 Mayıs 2023’te Mülkiyeliler Birliği’nde kadınların kazanılmış haklarına yönelik saldırılara karşı bir basın toplantısı düzenledi. Kadın hakları alanında çalışan 40’tan fazla kurumun bir araya gelmesiyle oluşan platformun açıklamasını, ATO Kadın Hekimlik ve Kadın Sağlığı Komisyonu adına toplantıya katılan Dr. Ayşe Uğurlu okudu.
Açıklamada kürtaj hakkına yönelik kısıtlamalar, nafaka hakkının hedef alınması, İstanbul Sözleşmesi’nden çekilme, artan kadın cinayetleri ve LGBTİ+ düşmanlığı gibi konulara dikkat çekildi. Kadınlar kazanılmış haklarına sahip çıkmaya ve örgütlenmeye çağrıldı, erkek egemen politikalara karşı mücadelenin süreceği vurgulandı.
Bu basın açıklaması nedeniyle Dr. Ayşe Uğurlu hakkında farklı tarihlerde üç idari soruşturma yürütüldü ve bu soruşturmaların ikisi lehine sonuçlandı. Kamu görevinden çıkarılmasıyla sonuçlanan güncel soruşturma ise 24 Mayıs 2023 tarihli basın toplantısında okuduğu metinde yer alan “diktatör” ifadesinin Cumhurbaşkanına hakaret niteliğinde olduğu iddiasına dayanıyordu. Bu soruşturma kapsamında Uğurlu hakkında iki ay süreyle görevden uzaklaştırma tedbiri uygulandı.
Türk Tabipleri Birliği ve Sağlık ve Sosyal Hizmet Emekçileri Sendikası başta olmak üzere meslek örgütleri ve insan hakları örgütleri, Uğurlu’ya destek açıklamaları yaptı. Uğurlu ise bu süreçteki beyanlarında hekimlik hayatı boyunca iyi hekimlik değerlerini gözettiğini ve insan hakları mücadelesinin yanında yer aldığını belirterek görevine dönmek istediğini ifade etti.
Kamu görevinden çıkarıldı
Sağlık Bakanlığı Teftiş Kurulu Başkanlığı, 7 Nisan 2025’te Uğurlu hakkında başlattığı disiplin soruşturmasında, Devlet Memurları Kanunu’nda yer alan “memurluk sıfatı ile bağdaşmayacak nitelik ve derecede yüz kızartıcı ve utanç verici hareketlerde bulunma” hükmüne dayanarak devlet memurluğundan çıkarma cezası talep etmişti.
Sağlık Bakanlığı, idari soruşturmanın yanı sıra “cumhurbaşkanına hakaret” iddiasıyla suç duyurusunda da bulundu. Uğurlu, 14 Mayıs 2025’te devlet memurluğundan çıkarıldı.
Meslek örgütleri ve insan hakları kurumları, kararın ifade özgürlüğüne yönelik bir müdahale olduğunu belirterek Uğurlu’ya destek verdi, sürecin takipçisi olacaklarını açıkladı.
Ceza davasında beraat
Dr. Ayşe Uğurlu hakkında Sağlık Bakanlığı’nın suç duyurusu üzerine “cumhurbaşkanına hakaret” suçlamasıyla açılan dava, Ankara 80. Asliye Ceza Mahkemesi’nde görüldü. Uğurlu’ya yöneltilen suçlama, metinde yer alan “diktatör” ifadesine dayanıyordu.
18 Mart 2026 tarihinde görülen ilk duruşmada savunmaların ardından duruşma savcısı, esas hakkındaki mütalaasını sunmak için süre istedi.
Türk Tabipleri Birliği, Adli Tıp Uzmanları Derneği, Sağlık ve Sosyal Hizmet Emekçileri Sendikası, Türkiye İnsan Hakları Vakfı, İnsan Hakları Derneği ve Ankara Kadın Platformu, Uğurlu’ya destek veren ve duruşmaya çağrı yapan kurumlar arasında yer aldı. Ortak açıklamada, kamu makamlarının eleştirilmesinin ifade özgürlüğünün doğal bir parçası olduğu vurgulandı.
15 Nisan 2026 tarihli ikinci duruşmada savcı, Uğurlu’nun cezalandırılmasını talep etti. Uğurlu’nun avukatları ise açıklamanın bir sistem ve erkek egemenliği eleştirisi olduğunu, kamu makamlarının demokratik toplumlarda eleştiriye açık olması gerektiğini vurgulayarak ifade özgürlüğünün demokratik toplum açısından taşıdığı öneme dikkat çekti.
Aynı duruşmada mahkeme Dr. Ayşe Uğurlu hakkında beraat kararı verdi ve gerekçesinde, davaya konu edilen ifadenin “ağır siyasi eleştiri niteliğinde ve kaba bir hitap tarzında olmakla birlikte Cumhurbaşkanlığı makamının onur, şeref ve saygınlığını rencide edebilecek nitelik taşımadığını ve cumhurbaşkanına hakaret suçunun unsurlarının oluşmadığını” tespit etti. Gerekçeli kararda, bu değerlendirmeyi destekleyen yerleşik Yargıtay içtihatlarına da yer verildi.
Hem savcılık hem de cumhurbaşkanının vekilleri beraat kararına karşı istinaf başvurusunda bulundu. Ceza dosyası bu nedenle istinaf incelemesinde ve beraat kararı henüz kesinleşmedi.
Beraat kararı ihraç kararını ortadan kaldırmadı
Ayşe Uğurlu’nun kamu görevinden çıkarılmasına ilişkin idari işleme karşı açtığı dava ise Ankara 17. İdare Mahkemesi’nde görüldü. İlk derece mahkemesi davayı reddetti. Bunun üzerine Uğurlu’nun avukatları karara karşı istinaf başvurusunda bulundu.
Dosya, Ankara Bölge İdare Mahkemesi 2. İdari Dava Dairesi’nde inceleniyor. Ceza mahkemesinin beraat kararı da Nisan 2026’da bu dosyaya sunuldu.
Ceza mahkemesi, basın açıklamasındaki ifadenin suçun unsurlarını oluşturmadığı sonucuna varırken, kamu görevinden çıkarma işlemine karşı açılan idari dava ayrı bir yargı sürecinde devam ediyor. Her iki dosyanın da istinaf aşamasında olması nedeniyle Uğurlu hakkındaki hukuki süreçler henüz kesinleşmiş değil.