Son güncelleme: 07.07.2022

15 yıldır Tarlabaşı’nda çocukların ve kadınların bir araya gelebilecekleri güvenli alanlar kurmak ve dezavantajlı kılınmış, ayrımcılığa uğrayan tüm çocukların ve kadınların haklarını korumak için çalışan Tarlabaşı Toplumunu Destekleme Derneği-Tarlabaşı Toplum Merkezi (TTM), medyadaki nefret söylemi ve hedef gösterme haberleriyle başlayan, idari ve hukuki yaptırımlarla devam eden ve geldiğimiz aşamada sınırları keyfi ve öngörülemez hale gelen bir süreç deneyimliyor.

İstanbul’da, adını aldığı semtte faaliyet gösteren Tarlabaşı Toplum Merkezi, Eylül 2006’da kuruldu. Başta, İstanbul Bilgi Üniversitesi Göç Çalışmaları Uygulama ve Araştırma Merkezi bünyesinde bir pilot projeydi. Haziran 2007’de çalışmaların sürdürülebilmesi için Tarlabaşı Toplumunu Destekleme Derneği kuruldu. 

Sosyal hayattan dışlanan, yoksulluk ve göç kaynaklı yoksunluklarla mücadele eden bölge sakinlerinin güçlenmesini, haklarına erişimini desteklemeyi ve Tarlabaşı'na yönelik ön yargıların azaltılmasını amaçlayan merkez, çocuk, genç ve kadınlarla sosyal, psikolojik destek faaliyetleri yürütüyor, benzer bölgeler için hak temelli bir toplum merkezi modeli oluşturuyor. 

Hedefleri arasında, İstanbul’un çok boyutlu dezavantajlı bölgelerinden biri olan Tarlabaşı’nda yaşayanların yürütülecek faaliyetlerle güçlendirilmesini ve hakları ile ilgili farkındalık kazanmalarını sağlamak, vatandaşlık kriteri gözetmeden, bütün bölge sakinlerine psiko-sosyal, hukuksal ve sağlıkla ilgili konularda destek ve danışmanlık sağlamak, çocuğun yüksek yararını gözeterek çalışmaları planlamak ve gözeten çalışmaları desteklemek, başta Tarlabaşı’nda olmak üzere Türkiye ve dünyadaki her türlü ayrımcılığa karşı çalışmak, bu konuyla ilgili savunuculuk yapmak var. 

Kurum 15 yıldır Tarlabaşı’nda çocukların ve kadınların bir araya gelebilecekleri güvenli alanlar kurmak ve dezavantajlı kılınmış, ayrımcılığa uğrayan tüm çocukların ve kadınların haklarını korumak için çalışmaya devam ediyor. 

Ancak Haziran 2021’den bu yana medyada hedef göstermelerle başlayan, idari ve hukuki yaptırımlarla devam eden bir süreç yaşıyorlar. 

TTM, Haziran 2021’de LGBTİ+ çocuklara ilişkin konuları ele almak üzere bir Gönüllü Etkinliği planladı. 27 Haziran 2021 için planlanan ve Kaos GL Derneği tarafından yayınlanan “LGBTİ+ Öğrencileri Aile ve Okul Kıskacına Karşı Nasıl Korumalı?” isimli kılavuz kapsamında gerçekleşecek olan etkinliğin sosyal medya paylaşımı üzerine bir gazeteci tarafından TTM’yi ve etkinliği yürütecek uzmanları hedef gösteren haber yayımlandı. 25 Haziran 2021 tarihli,  TTM'yi nedef gösteren bir başka gazete haberini aynı gazetecinin sosyal medya paylaşımları takip etti. Söz konusu gazete ve gazeteci karalama ve hedef gösterme eylemlerine 9 Şubat 2022’ye kadar sistematik olarak devam etti. Benzer haberler farklı mecralarda da yeniden yayımlandı. 

Karalama haberlerinin çıkışının hemen ardından TTM’ye yönelik idari ve adli süreçler başlatıldı. 29 Haziran 2021’de İstanbul İl Sivil Toplumla İlişkiler Müdürlüğü tarafından, iki gün süren bir denetim gerçekleşti. 

26 Temmuz-20 Ağustos 2021 arasında ise İçişleri Bakanlığı Dernekler Denetçiliği tarafından bir başka denetim yapıldı. Dernekler denetçileri tarafından hazırlanan 4. Tevdi Raporu sonucu uyarınca İstanbul Valiliği 15 Ekim 2021’de derneğe yönelik, “Derneğin amacının gerçekleşmesinin olanaksız hale gelmesi nedeniyle 4721 sayılı Türk Medeni Kanununun 87/1 hükmü gereğince derneğin kendiliğinden sona erdiğinin tespiti” talepli olarak “yokluğunun tespiti” davası açtı. Derneğin kuruluş amacının İstanbul Bilgi Üniversitesi tarafından yürütülen proje çerçevesinde kurulmuş olan ‘Tarlabaşı Toplum Merkezi’ ile sıkı sıkıya bağlı olduğu, söz konusu Merkezin varlığı ile Derneğin amacının bir bütünlük arz ettiği, ilgili projenin 2007 yılı Eylül ayında sona ermesiyle böyle bir merkezin artık faaliyette olmaması nedeniyle derneğin kurulduğundaki amacının gerçekleşmesinin olanaksız hale geldiği iddia edildi. İstanbul 8. Sulh Hukuk Mahkemesi’nde görülen davanın ilk duruşması 14 Nisan 2022’de gerçekleşti. 

İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı Fikri ve Sınai Haklar Soruşturma Bürosu, Dernekler denetçilerinin 2. Tevdi Raporu’nun Eleştirilen Hususlar başlıklarına aynen yer vererek 7 Şubat 2022 tarihli davaname ile derneğin feshi ve feshine karar verilene kadar faaliyetten alıkonulması şeklindeki tedbire karar verilmesini talep etti. Açılan davada Derneğin kanuna ve ahlaka aykırı hale geldiği iddia edildi. İddialar arasında çocukları hedef alarak, toplumda kısaca LGBTİ olarak bilinen kişilerin cinsel eğilimlerini normalleştirmek sureti ile çocukların cinsel kimliklerini etkilemek de vardı. 

18. Asliye Hukuk Mahkemesi davanameyi kabul etti ve TMK’nın 90. maddesi uyarınca Derneğin faaliyetten alıkonulması şeklinde ihtiyati tedbir uygulanmasına karar verdi. Bu karar, dernek tarafından yapılan itiraz üzerine 6 Nisan 2022’de kaldırıldı. Ancak İçişleri Bakanlığı istinaf başvurusunda bulundu. 6 Temmuz 2022'de bakanlığın yaptığı istinaf başvurusunun usulden reddine kesin olarak karar verildi.

Derneğin feshi talebinin değerlendirileceği davanın ilk duruşması ise 18 Mayıs 2022’de görüldü. Duruşmaya derneği hedef gösteren iktidara yakın Milat gazetesi muhabiri de katıldı ve yanındakilerle duruşmayı izlemeye gelenleri “Üç kişi hepinize yeteriz” diyerek tehdit etti. 

Aile ve İç İşleri Bakanlıkları, davaya müdahil olma talebinde bulundu. Mahkeme, savcılığa ve Dernekler Masası’na davaya konu denetimde geçen savcılık dosyaları dışında soruşturma dosyası olup olmadığının sorulmasına karar verdi. Bakanlıkların müdahale taleplerinin celse arasında değerlendirilmesine karar veren mahkeme, dernekler mevzuatıyla ilgili bilirkişi raporu alınmasına hükmetti. Bir sonraki duruşma 2 Kasım saat 11:30’da yapılacak.

 

Yaklaşan Duruşma

İstanbul 18. Asliye Hukuk Mahkemesi