Son güncelleme: 24/05/2022 - 13:40

Sinemacı, belgeselci, reklamcı ve eski Anadolu Kültür çalışanı Mine Özerden’in, Gezi Davası'nda hükümeti ortadan kaldırmaya teşebbüse yardım etmekten 18 yıl hapis cezası almasına giden süreç, 2012’de Taksim yayalaştırma projesine karşı bir araya gelen Taksim Platformu’nun kuruluşunda yer almasıyla başladı. 

Mine Özerden 1965 doğumlu bir belgeselci ve reklamcı. Sosyal antropoloji eğitiminin ardından Mimar Sinan Üniversitesi Sinema-TV bölümünden mezun oldu. Bir süre reklam sektöründe çalıştı. Ünlü İstanbul zillerinin öyküsünü ve Zilciyan efsanesini anlatan Zilname adlı kısa metrajlı belgeseliyle 1993’te İFSAK Belgesel Başarı ödülünü kazandı.

2001’de Sinema Televizyon Mensupları Derneği’nin kuruluşunda yer aldı. Aynı yıl Anadolu Kültür’de çalışmaya başladı. Diyarbakır Sanat Merkezi, Kars Sanat Merkezi, Diyarbakır Avrupa Sineması gibi kurumların kuruluş ve işleyiş aşamalarında görev yaptı. 

2012’de, Gezi Parkı’na Topçu Kışlası görünümünde bir AVM, Taksim Meydanı’na ise yayalaştırma gerekçesiyle dalış tünelleri yapılmasına tepkiyle ortaya çıkan Taksim Platformu’nun kuruluşunda yer aldı. Bireylerden oluşan Platform daha sonra kurumların bir araya gelmesiyle oluşturulan Taksim Dayanışması’nın bileşeni oldu. Platform, hiyerarşisi olmayan, tüm kurumsal kimliklerden bağımsız, demokratik katılımı önemseyen, gönüllü emek verilen bir yapıydı. 

16 Kasım 2018 Cuma günü, İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı'nca yürütülen soruşturma kapsamında sivil toplum çalışanları ve akademisyenlere yönelik operasyon yapıldı ve 13 kişi gözaltına alındı. Soruşturmaya dahil edilmiş kişiler arasında yer alan Mine Özerden ise gözaltına alınmadan emniyete telefonla çağrıldı, ifadesinin ardından adli kontrol şartıyla serbest bırakıldı.

O gün gözaltına alınan isimler arasında daha sonra Gezi Davası’nda kendisiyle birlikte yargılanacak olan Yiğit Ali Ekmekçi, Yiğit Aksakoğlu, Hakan Altınay ve Çiğdem Mater bulunuyordu. 

Operasyonla ilgili açıklama yapan İstanbul Emniyet Müdürlüğü, Kavala’nın Açık Toplum Vakfı ve Anadolu Kültür’ü kullanarak Gezi eylemlerini organize ve finanse ettiğini iddia etti. Yöneltilen suçlamalar arasında, “Gezi Parkı olaylarını derinleştirmek ve yaygınlaştırmak için Anadolu Kültür AŞ’ye ait DEPO isimli yerde toplantı düzenlemek”, “Sivil İtaatsizlik ve Şiddetsiz Eylem başlıkları altında Gezi Parkı olaylarının devamlılığını sağlamak için yurt dışından aktivizm eğiticileri, kolaylaştırıcılar ve profesyonel eylemciler getirmek”, “Yeni medya oluşturma faaliyetleri içerisine girerek Gezi Parkı sürecinin devamı ve yaşaması muhtemel Gezi benzeri olayların kendi medyaları üzerinden gündem oluşturulmasını amaçlamak” vardı. 

FETÖ/PDY üyeliğinden aranan savcı Muammer Akkaş’ın topladığı delillerin de yer aldığı soruşturma 2019 yılında tamamlandı. 19 Şubat 2019 tarihinde İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı Gezi Parkı protestolarına ilişkin yürütülen soruşturma kapsamında iddianamenin tamamlanarak İstanbul 30. Ağır Ceza Mahkemesi’ne iletildiğini açıkladı. 4 Mart 2019 tarihinde İstanbul 30. Ağır Ceza Mahkemesi kendisine gönderilen iddianameyi kabul etti. 657 sayfadan oluşan bu iddianamede, aralarında 1 Kasım 2017’den beri tutuklu iş insanı Osman Kavala’nın ve Kasım 2018’de gözaltına alınan biri tutuklu dört kişinin de (Çiğdem Mater Utku, Ali Hakan Altınay, Yiğit Aksakoğlu, Yiğit Ali Ekmekçi) yer aldığı 16 kişi, “Türkiye Cumhuriyeti Hükümetini ortadan kaldırmaya veya görevlerini yapmasını kısmen veya tamamen engellemeye teşebbüs” ile suçlandı ve ağırlaştırılmış müebbet hapisle cezalandırılmaları istendi. 

Davanın ilk duruşması 24-25 Haziran 2019 tarihlerinde İstanbul 30. Ağır Ceza Mahkemesi’nde gerçekleşti. Duruşmada hazır bulunan dokuz kişinin savunmalarını yaptığı duruşma sonucunda mahkeme heyeti Yiğit Aksakoğlu’nun tahliyesine ve hakkında adli kontrol tedbiri uygulanmasına, davanın diğer tutuklu sanığı Osman Kavala’nın tutukluluğunun ise devamına karar verdi.

Savcı 6 Şubat 2020’de açıkladığı mütalaasında; 

  • haklarında yakalama kararı bulunan Ayşe Pınar Alabora, Can Dündar, Gökçe Yılmaz, Handan Meltem Arıkan, Hanzade Hikmet Germiyanoğlu, Memet Ali Alabora ve İnanç Ekmekçi hakkındaki kovuşturmanın dosyadan tefrik edilerek haklarındaki yakalama kararının infazının beklenmesini, 
  • Osman Kavala, Yiğit Aksakoğlu ve Mücella Yapıcı’nın TCK’nin 312. maddesinde düzenlenen “Cebir ve şiddet kullanarak Türkiye Cumhuriyeti Hükûmetini ortadan kaldırmaya veya görevlerini yapmasını kısmen veya tamamen engellemeye teşebbüs ” suçundan cezalandırılmasını, 
  • Çiğdem Mater, Ali Hakan Altınay, Mine Özerden, Can Atalay, Tayfun Kahraman, Yiğit Ali Ekmekçi’nin ise TCK’nin 312. maddesinde düzenlenen “Cebir ve şiddet kullanarak Türkiye Cumhuriyeti Hükûmetini ortadan kaldırmaya veya görevlerini yapmasını kısmen veya tamamen engellemeye teşebbüs” suçunu TCK’nin 39. maddesi uyarınca yardım eden sıfatıyla işlemekten cezalandırılmasını istedi.

Davanın 18 Şubat 2020’deki 6. duruşmasında Osman Kavala ve diğer 8 sanık hakkında beraat kararı verildi.

22 Ocak 2021’de İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 3. Ceza Dairesi, Gezi Davası’nda verilen beraat kararlarını kaldırdı. Daire, dava dosyasının yeniden incelenmek ve hüküm kurulmak üzere ilk derece mahkemesine gönderilmesine hükmetti. Eksik delillerin sağlanması ile yargılamanın devamına karar verildi. Kavala’yı yargılayan İstanbul 36. Ağır Ceza Mahkemesi, 5 Şubat 2021’deki duruşmada “anayasal düzeni ortadan kaldırmaya teşebbüs” ve “siyasal ve askeri casusluk” suçlamalarıyla açılan davanın Gezi davasıyla birleştirilmesine karar verdi.

28 Nisan 2021‘de bir başka birleştirme kararı geldi. İstanbul 30. Ağır Ceza Mahkemesi, Gezi davasında ‘hükümeti ortadan kaldırmaya teşebbüs’ iddiasıyla yargılanan ve ‘yurtdışında oldukları için’ dosyası ayrılan Can Dündar, Mehmet Ali Alabora, Ayşe Pınar Alabora, Gökçe Tüylüoğlu, Handan Meltem Arıkan, Hanzade Hikmet Germiyanoğlu ve İnanç Ekmekçi’nin ayrılan dosyalarının Osman Kavala’nın da yargılandığı ana dava dosyasıyla yeniden birleştirilmesine hükmetti.

28 Temmuz 2021‘de, Yargıtay 16. Ceza Dairesi tarafından beraat kararlarını bozmasının ardından Beşiktaş’ın taraftar grubu Çarşı üyelerinin de aralarında bulunduğu 35 sanığın, Gezi eylemleri nedeniyle yargılandığı davanın, Gezi Parkı ana davasıyla birleştirilmesine onay verildi. Yargıtay, her iki davanın birleştirilmesini istemişti.

Birleştirilmiş dosyaların 8 Ekim’deki duruşmasında, Kavala’nın avukatı Köksal Bayraktar dosyaların yeniden ayrılmasını ve müvekkilinin tahliyesini istedi. Savcı ise mütalaasında, Kavala’nın suçun vasıf ve mahiyeti nedeniyle tutukluluk halinin devamına karar verilmesini talep etti. Mahkeme heyeti, Kavala’nın ‘kuvvetli suç şüphesi ve somut delillerin olduğu’ gerekçesiyle tutukluluğuna devam kararı verdi.

Birleştirilmiş davanın beşinci duruşması 21 Şubat 2022’de yapıldı. Mahkeme, Kavala’nın tutukluluk halinin devamına, dosyalarına ayrılmasına karar verdi.

4 Mart 2022‘de mütalaasını açıklayan duruşma savcısı, tutuklu yargılanan Osman Kavala ile tutuksuz sanık Mücella Yapıcı’nın, “Cebir ve şiddet kullanarak Türkiye Cumhuriyeti Hükümetini ortadan kaldırmaya teşebbüs” suçlaması ile ağırlaştırılmış müebbet hapisle cezalandırılmasını talep etti. Diğer sanıklar Çiğdem Mater Utku, Ali Hakan Altınay, Mine Özerden, Can Atalay, Tayfun Kahraman, Yiğit Ali Ekmekçi’nin ise “Cebir ve şiddet kullanarak Türkiye Cumhuriyeti Hükümeti’ni ortadan kaldırmaya teşebbüse yardım etme” suçlaması ile 15 yıldan 20’şer yıla kadar hapisle cezalandırılmasını istedi.

Davanın karar duruşması 22 ve 25 Nisan 2022‘de yapıldı. O tarihte 1637 gündür tutuklu olan Osman Kavala’nın hükümeti ortadan kaldırmaya teşebbüs (TCK 312) suçlamasından, takdir indirimi olmaksızın ağırlaştırılmış müebbet cezasına çarptırılmasına,  Çiğdem Mater, Mücella Yapıcı, Ali Hakan Altınay, Mine Özerden, Tayfun Kahraman, Can Atalay ve Yiğit Ali Emekçi’nin hükümeti ortaya kaldırmaya teşebbüse yardım etmekten 18’er yıl hapis cezasına çarptırılmalarına ve tutuklamalarına karar verildi. Yapıcı, Mater, Altınay, Özerden, Kahraman ve Atalay o gün tutuklandı.

Mine Özerden, Mücella Yapıcı ve Çiğdem Mater, şu anda Bakırköy Kadın Kapalı Cezaevi’nde tutuklu bulunuyor.