Son güncelleme: 25.11.2022

Uzun yıllardır Türkiye’de insan hakları alanında mücadele veren adli tıp uzmanı Şebnem Korur Fincancı, Türkiye İnsan Hakları Vakfı (TİHV) Yönetim Kurulu Başkanı, aynı zamanda vakfın ve Ceza Hukuku Araştırmaları Derneği’nin kurucu üyesidir. Fincancı, Türk Tabipleri Birliği'nin (TTB) 27 Eylül 2020'de yapılan 72. Seçimli Büyük Kongresi'nde, 2020-2022 dönemi Merkez Konsey Başkanı seçilmiştir.  

Korur Fincancı hakkında, “Barış için Akademisyenler” bildirisini imzaladığı gerekçesiyle İstanbul 37. Ağır Ceza Mahkemesi’nde dava açıldı. Barış için Akademisyenler davalarının genel gidişatından farklı olarak karar aşamasına gelen dosyaya 13 Aralık 2018 tarihli dördüncü celsede “sanık tarafından Özgür Gündem Gazetesi'ne 12 Aralık 2018’de verdiği röportaj, 21 Aralık 2015’te Evrensel Gazetesine verdiği röportaj ve sanık tarafından TİHV başkanı sıfatıyla 3 Mart 2016’da Cizre ziyareti sırasında sınırlı gözleme dayalı ön inceleme raporu çıktıları dosyaya delil olarak,” eklendi.

Davanın 19 Aralık 2018’de görülen karar duruşmasında mahkeme tarafından 2 yıl 6 ay hapis cezasına mahkûm edilen Korur Fincancı’nın cezasında indirim veya erteleme yapılmadı, dosya istinaf incelemesi için Bölge Adliye Mahkemesi’ne gönderildi. Bu sırada İstanbul Üniversitesi Cerrahpaşa Tıp Fakültesi Adli Tıp Anabilim Dalı’nda Profesör olarak çalışmaktayken aldığı cezadan ötürü 2019 yılında “zorunlu olarak” emekli olmak durumunda kaldı.

Korur Fincancı, mesleki ömrünü işkenceyle mücadeleye adadı ve Türkiye’nin bu konuda kilometre taşlarından birisi oldu. Türkiye’de işkencenin yaygın olduğu ve yetkililerin işkencenin üstünü örttüğü 1990’larda, işkenceyi saptayan raporlar verdikçe ve tıp etiği üzerine yazılar yazdıkça, devletin baskı ve engellemeleriyle karşılaştı. Uğur Mumcu sanıkları hakkında verdiği rapordan sonra resmi makamlarca tehdit edildiğini açıkladı; görevden alınmasına dair gizli yazı ortaya çıktı. Mehmet Ağar’ın Adalet Bakanlığı sırasında Adli Tıp’ın Susurluk döneminde uygulanan imha mekanizmalarından biri haline dönmesine karşı etkin mücadele verdi. 1996’da Birleşmiş Milletler Uluslararası Savaş Suçları Mahkemesi adına, Bosna’nın Kalesija bölgesinde toplu mezarlardan çıkarılan cesetlerin otopsi çalışmalarına katıldı. 1999’da, Birleşmiş Milletler tarafından işkencenin saptanmasında uluslararası standart kılavuz olarak kabul edilen İstanbul Protokolü belgesinin oluşturucuları arasında yer aldı; daha sonra, protokolün uygulanması hakkında çeşitli ülkelerde eğitimler verdi. 2000’de, İnsan Hakları İçin Hekimler’in Güney Afrika’daki uluslararası çalışmasında, 2002’de Dünya Sağlık Örgütü’nün (WHO) Kadına Yönelik Cinsel Şiddet Araştırması ve El Kitabı çalışmalarında yer aldı.

Uluslararası İşkence Rehabilitasyon Merkezi (IRTC) adına gittiği Bahreyn’de, turist kılığına bürünerek, denizde cesedi bulunan ve polise göre boğularak ölen gencin vücudundan doku örnekleri aldı. Örnekleri Türkiye’ye getirdi ve yaptığı otopside gencin, ailesinin de iddia ettiği gibi, gözaltında işkenceyle öldürüldüğünü tespit etti.

Organize Suçlarla Mücadele Şube Müdürlüğü eski Müdürü Adil Serdar Saçan’ın yaptığı işkenceleri kanıtladı. Ergenekon örgütü tarafından telefonlarının dinlendiği, kişisel bilgilerinin dosyalandığı gerekçeleriyle yaptığı müdahale başvurusu kabul edildi, birey olarak Ergenekon davasının tek müdahili oldu.

Korur Fincancı, 20 Haziran 2016’da Özgür Gündem gazetesiyle dayanışma amacıyla başlatılan Nöbetçi Genel Yayın Yönetmenliği kampanyasına katıldığı gerekçesiyle RSF Türkiye Temsilcisi Erol Önderoğlu ve gazeteci-yazar Ahmet Nesin ile birlikte “terör örgütü propagandası yapmak” iddiasıyla gözaltına alındı. 30 Haziran 2016 tarihinde serbest bırakıldı. İstanbul 13. Ağır Ceza Mahkemesi’nde açılan davanın 17 Temmuz 2019 tarihli duruşmasında verilen beraat kararı 10 Eylül'de savcı tarafından temyiz edildi. 

Anayasa Mahkemesi’nin (AYM) verdiği yeniden yargılama kararı sonrası Prof. Dr. Şebnem Korur Fincancı, Barış Akademisyenleri davasında  7 Temmuz 2020'de beraat etti. 

TTB Başkanlığı ve hedef gösterilme

Prof. Dr. Şebnem Korur Fincancı, Türk Tabipleri Birliği'nin (TTB) 27 Eylül 2020'de yapılan 72. Seçimli Büyük Kongresi'ne, 'Etkin Demokratik TTB' grubunun listesinden katıldı ve 2020-2022 dönemi Merkez Konsey Başkanı seçildi. AKP Genel Başkanı ve Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, partisinin 14 Ekim 2020'deki grup toplantısında, “Ne zamandan beri terörle iç içe olanlar TTB gibi önemli bir kuruluşun başına geçebiliyor? TTB, bunun gibi kimi meslek kuruluşları açıkça Anayasa’ya aykırı faaliyet içindedir. Çoklu baro çalışmasının bir benzerini yapacağız” diyerek Fincancı'yı ve TTB'yi hedef gösterdi. 

Türkiye İnsan Hakları Vakfı (TİHV), 15 Ekim 2020'de bir basın açıklaması yayınlayarak, Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın aynı zamanda TİHV Başkanı olan Şebnem Korur Fincancı hakkındaki sözlerinin kabul edilemez olduğunu beyan etti. 

Savcı tarafından temyiz edilen Özgür Gündem ile dayanışma davasından verilen beraat kararı, 3 Kasım 2020'de istinaf mahkemesi tarafından bozuldu. İstanbul Bölge Adliyesi 3’üncü Ceza Dairesi gerekçesinde, Erol Önderoğlu, Şebnem Korur Fincancı ve Ahmet Nesin hakkında İstanbul 13’üncü Ağır Ceza Mahkemesi tarafından verilen beraat kararının usule aykırı olduğunu belirtti. Fincancı, Önderoğlu ve Nesin'in yeniden yargılanmasına İstanbul 13. Ağır Ceza Mehkemesi’nde 3 Şubat 2021‘de başlandı. İlk duruşmada dosyalarının 23. Ağır Ceza Mahkemesi'ndeki 2020/51 esas sayılı dosya ile birleştirilmesi istendi. Türkiye İnsan Hakları Vakfı (TİHV), bir sonraki duruşmanın tarihi olan 30 Eylül 2021 için dayanışma çağrısı yaptı. 

30 Eylül 2021'deki duruşma öncesi hak savunucuları, sivil toplum ve meslek örgütlerinden oluşan geniş bir grup, destek için adliye önündeydi. Duruşmada mahkeme heyeti, Ahmet Nesin’in savunmasının istinabe yoluyla alınması için talimat yazılmasına, tanık İnan Kızılkaya’nın duruşmaya çağrılması için tebligat çıkarılmasına karar verdi. 

19 Ekim 2022'deki duruşmada, AKP’den 2018'de milletvekili aday adayı olduğu ortaya çıkan hakim Murat Bircan’ın heyette olduğu görüldü. Avukatlar bunun üzerine reddi hakim talebinde bulundu. Mahkeme, avukatların talebini değerlendirmesi için dosyayı bir üst mahkeme olan İstanbul 14’üncü Ağır Ceza Mahkemesi’ne gönderdi. Bir sonraki duruşma 1 Şubat 2023'te yapılacak.

Şebnem Korur Fincancı’ya, Gezi Parkı eylemleri sürecinde dönemin Başbakanı Recep Tayyip Erdoğan'a yönelik yaptığı bir sosyal medya paylaşımı nedeniyle, “kamu görevlisine haraket” suçu nedeniyle de dava açıldı. Fincancı, İstanbul Anadolu Adliyesi 42. Asliye Ceza Mahkemesi’nde yargılandığı davadaki savunmasında, “Dava konusu tweet’i attığım gece Gezi Parkı’nda bulunan revirde hekim olarak nöbetçiydim. Polisler revire yönelik yoğun şekilde göz yaşartıcı kimyasal kullandı ve revirdeki yaralıları taşımak zorunda kaldık. Aynı gün başbakan Sincan’da yaptığı konuşmada emri kendisinin verdiğini söyledi. Bu açıklamalar üzerine hem orada yaşananlara tanıklık etmiş biri hem de bir insan hakları mücadelecisi olarak yapılanları ‘katliam’ olarak tanımlama zorunluluğu duydum” dedi.

Mahkeme, 16 Şubat 2021'de Fincancı’nın “kamu görevlisine hakaret” suçundan 7 bin 80 lira para cezası ile cezalandırılmasına karar verdi. 

17 Mart 2022'de ise Emniyet Genel Müdürlüğü Terörle Mücadele Daire Başkanlığı, Erkam Tufan Aytav'ın YouTube kanalı üzerinden yaptığı programa katılan Fincancı hakkında suç duyurusunda bulunduğunu duyurdu. Gerekçe olarak Erkam Tufan Aytav hakkında yakalama kararı bulunduğu ve firari FETÖ mensubu olduğu öne sürüldü. 

Ekim 2022'de, öldürülen PKK'lilerin son dakikalarını gösteren, Fırat Haber Ajansı'na ait görüntüleri sosyal medyaya yansıdı. Şebnem Korur Fincancı katıldığı bir televizyon programında, görüntüleri incelediğini ve sinir sistemini hedef alan kimyasal gaz kullanıldığını düşündürdüğünü söyledi. Fincancı, bağımsız heyetlerin inceleme yapması çağrısında bulundu. 

20 Ekim 2022 itibariyle hükümete yakın medya organlarından Fincancı aleyhine bir kampanya başlatıldı. Türk Silahlı Kuvvetleri'ne (TSK) iftira atmak, terör propagandası yapmak, yalan söylemekle itham edildi, hedef gösterildi. Aynı gün, Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı, Fincancı hakkında "terör örgütü propagandası yapmak" ve "Türk milletini, Türkiye Cumhuriyeti Devleti'ni, devletin kurum ve organlarını aşağılama" suçlarından soruşturma başlattı. 24 Ekim 2022'de Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, kabine toplantısı sonrası yaptığı basın açıklamasında Fincancı'yı ve TTB'yi hedef aldı, "Türk Tabipler Birliği Başkanı ile ilgili yargı harekete geçmiştir. Hem bu kişiyle, hem bu kurumla ilgili adımlar atılacak. Bakanlarımıza, Tabipler Birliği başta olmak üzere meslek örgütlerinde yeni yapıya geçilmesine yönelik mevzuat çalışmalarının hızlandırılması talimatı verdik. Gerekirse yasal düzenlemeyle bu ismin değişmesini sağlayacağız" dedi.

Milliyetçi Hareket Partisi Genel Başkanı Devlet Bahçeli, TBMM'de yaptığı grup konuşmasında Şebnem Korur Fincancı'yı hedef aldı ve Türk Tabipleri Birliğinin kapısına kilit vurulmasını, Fincancı'nın vatandaşlıktan çıkarılmasını istedi.

Fincancı, 26 Ekim 2022 sabah saatlerinde İstanbul'da gözaltına alındı. Ankara Cumhuriyet Başsavcılığından konuyla ilgili yapılan açıklamada, Korur Fincancı’nın, 20 Ekim'de “PKK/YPG silahlı terör örgütünün sözde yayın organına yaptığı açıklamalar nedeniyle Terör Suçları Soruşturma Bürosunca başlatılan soruşturma kapsamında, 3713 sayılı Terörle Mücadele Kanunu'nun 7/2 maddesi gereğince ‘terör örgütü propagandası yapmak’ suçundan gözaltına alındığı” belirtildi. 

Ankara'ya götürülen Fincancı, Ankara Emniyet Müdürlüğü Terörle Mücadele Şube Müdürlüğü'ndeki işlemlerin tamamlanmasının ardından tutuklama talebiyle Ankara Adliyesi 3. Sulh Ceza Hakimliği'ne sevk edildi. Fincancı, 27 Ekim 2022'de tutuklanarak Sincan Kapalı Kadın Cezaevine kondu. 

Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı, Fincancı ve TTB merkez yönetiminin görevden alınması için de bir davaname hazırladı. Dava, Ankara 31. Hukuk Mahkemesinde görülecek.

3 Kasım 2022'de, tutukluluk kararına karşı Nöbetçi Asliye Ceza Mahkemesi’ne 582 avukat tarafından itiraz edildi ancak Ankara 49. Asliye Ceza Mahkemesi, tedbirin orantılı olduğu gerekçesiyle itirazı reddetti. 

Soruşturmayı yürüten savcılık tarafından 10 Kasım 2022'de Fincancı’nın tutuklanması talebiyle Sulh Ceza Hakimliği’ne gönderilen sevk yazısı aynen tekrarlanarak 'iddianame' haline getirildi. Suç isnadı, Terörle Mücadele Kanunu’nun 7/2 maddesinde düzenlenen 'terör örgütü propagandası' yapmak. 'Canlı yayın'larla servis edilen ve Dr. Şebnem Korur Fincancı hakkında kamuoyunda olumsuz bir algı yaratmak, yargı makamlarını etkileyip baskı altına almak için oluşturulan 'evden çıkan materyaller' hususunun gerçek olmadığı, tutuklama gerekçesinde de yer almamasıyla bir kez daha görüldü. 

İddianameyi önce kabul eden Ankara 4. Ağır Ceza Mahkemesi, iddia edilen suçun işleniş yeri ve ikamet adresi gerekçe gösterilerek dosyanın yetkisizlikle İstanbul mahkemelerine gönderilmesine karar verdi. 25 Kasım 2022'de, Fincancı hakkında Ankara Cumhuriyet Başsavcılığınca, “terör örgütü propagandası yapmak” suçundan 7 yıl 6 aya kadar hapis istemiyle iddianame hazırlandı.

 

 

 

 

Yaklaşan Duruşma

İstanbul 13’üncü Ağır Ceza Mahkemesi